ABD’nin dış politikası değişiyor

ABD’nin dış politikası değişiyor
 
11 eylül saldırıları ABD’nin dünyaya bakışını değiştirdi. Afganistan’daki operasyon ile birlikte Türkiye’nin yanısıra başta Özbekistan olmak üzere Orta Asya ülkeleri ve Afganistan üzerinde etkisi bilinen Pakistan’ın stratejik önemini artırdı.
 
Saldırılarla birlikte ABD’nin Rusya ile ilişkilerinin niteliği de değişti. ABD’nin Soğuk Savaş döneminde bir numaralı düşmanı olan Rusya, terörle mücadele ABD’nin yanında yer aldı. Beyaz Saray ile Kremlin arasında barış rüzgarları eserken, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, saldırılardan sonra Bush’u arayan ilk lider oldu. Putin, ABD’ye destek için askerlerini alarma geçirdiğini duyurdu.Bu da iki ülke arasında kurulacak daha sıkı ve yakın ilişkinin temellerini attı.
 
ABD yönetimi, Rusya’yı, kuruluş amacı Rusya’ya karşı durmak olan NATO’ya yakınlaştırma ve belirli durumlarda karar mekanizmasına da katma çabasında olduğunu açıkladı.
 
Yeni kavram: Terör=İslam özdeşleştirmesi
 
11 eylül saldırılarının bıraktığı travma, ABD’nin dış politikasında olduğu kadar, halkın başta Müslümanlar olmak üzere yabancılara karşı yaklaşımında köklü değişikliklere neden oldu.
 
Saldırıların sonrasında terör, dünyanın bir numaralı gündem maddesi olurken, daha sonraki aşamada terör İslam’la özdeşleştirildi. ABD’deki Müslümanlar saldırıların ardından ABD’deki Müslüman karşıtlığının arttığına ve Amerikan milliyetçiliği gibi kavramların yükseldiğine dikkat çekiyor. 
 
Farklı etnik grupların yaşadığı ABD’de halk, saldırıları gerçekleştiren 19 kişinin Arap asıllı Müslüman olduğunun açıklanmasının ardından, adeta yeni tür bir milliyetçiliğe itildi.
 
ABD Başkanı George W. Bush’un İslam’a değil terörizme karşı olduğu ve ülkede yaşayan Müslüman halkın haklarının korunması gerektiğini söylemesine rağmen, aralarında Türklerinde bulunduğu çok sayıda Müslüman kökenli ülkelerin ABD’de kaçak olarak bulunan vatandaşları gözaltına alındı.
 
ABD halkına bir taraftan, “yaşam biçiminizi değiştirmeyin, yoksa teröristlerin kazanmasına fırsat vermiş olursunuz” denilirken, diğer yandan terörle mücadele adı altında birçok kanun ağırlaştırıldı.

Saldırılar ‘basın özgürlüğü’ne de darbe vurdu


Basın özgürlüğünün savunucusu ABD, 11 eylül saldırılarının ardından basına yönelik yaklaşımında bir dizi düzenlemeye gitti. Beyaz Saray ilk kez, basının hangi haberleri yayınlayıp yayınlayamayacağına dair bir rehber hazırladı ve “bu kurallara uyulması zorunlu değil ancak ulusal güvenliğiniz açısından uysanız iyi olur” uyarısında bulundu.

Bush yönetimi, bazı havaalanı benzeri yerlerin haritalarının yayınlanması, biyolojik saldırı teknikleri veya ABD'nin istihbarat toplama yöntemlerine işaret edebilecek bilgilere ambargo koydu. Basın kuruluşlarının da bu uyarıları dikkate aldığı gözlendi.

Basındaki haberlere göre, Pentagon da daha önceki askeri operasyonların aksine, basın mensuplarına savaşı izlemek için çok az imkan tanıyor.

Afganistan'daki Rhino askeri kampına götürülen basın mensuplarının, penceresiz bir odada tutulduğu, askeri tören ve konuşmaları ancak çok uzaktan izlemelerine izin verildiği, çoğu zaman not tutmalarının dahi kabul edilmediği belirtiliyor. 

ABD'nin, Afganistan ve Irak’tan sonra yeni hedefleri haline gelen ve nükleer çalışmaları dolayısıyla İran ve Suriye’yi hedef alacağı yönünde yorumlar yapılıyor. Ancak Beyaz Saray, bu ülkelerle yaşanan sorunların şimdilik ‘diplomatik’ yollardan çözülebileceğini belirtiyor.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !