11 Eylül Düzmecesi

Ceplerinde altı bin dolar ve bir dizüstü bilgisayarla çektikleri belgesel sayesinde üç genç 11 Eylül'ü algılayışımızı baştan sona değiştiriyor. 'Loose Change' bu yılın İnternet fenomeni, belki de İnternet'te gişe rekorları kıran ilk film. Google'dan bedavaya indirilen belgeseli izleyince insanın ilk aklına takılan soru 'Bunu neden ben düşünmedim' oluyor. Ardından da anlatılanların gerçek olabilme ihtimalinden dolayı ürküyorsunuz.

Amerikan basınında bu fenomeni fark eden ve belgeselin iyice patlamasına sebep olansa Vanity Fair dergisi oldu. Bush'a karşı tutumu ve politik konulara şüpheci yaklaşımıyla bilinen dergi ağustos sayısının epey bir sayfasını belgeselcilere ayırdı.

'Loose Change' 11 Eylül'le ilgili ortalıkta konuşulan komplo teorileri arasında ayakları en yere basanı. Bu bakımdan da iddiaları ciddiye alınır cinsten.

Aslında belgesel neredeyse iddialarının tamamını mevcut popüler haber kaynaklarına dayandırıyor: Newsweek, CBS News, CNN, ap, Fox News'de yayınlanan malzemeler ve bilgilerin arasındaki boşluklar iyi yakalanmış. Tabii komisyon raporları, güvenlik bildirileri, resmi yazışmalar da büyüteç altında.

Belgeselin bu denli popüler olmasının altında şüphesiz sorduğu hayli çarpıcı soruların etkisi büyük. Amerikan gençlerinin 'Bizim kuşağın Kennedy suikastı' diye yorumladığı 9/11'de de tıpkı Kennedy suikastında olduğu gibi pek çok karanlık nokta var.

Mesela, uçaklar binalara çarptıktan sonra etraftan insanların duyduğu patlama sesleri neydi? Bina yıkıldıktan sonraki kalıntılar neden yurtdışına apar topar gönderildi? İkiz Kuleler yıkılmadan önce sebepsiz yere ve hiçbir açıklama olmadan iki sığınak neden yok edildi?

American Airlines 11 ve United 175 uçaklarındaki kara kutular neden hiçbir zaman bulunamadı? Kara kutu kadar sağlam bir kanıtın sağ çıkmadığı AA 11 uçuşundan terörist olduğu söylenen birinin pasaportu nasıl pürüzsüz bulundu?

Pentagon'a çarpan uçağın kalıntısına nasıl rastlanmadı, söylendiği gibi koskoca bir metal yığınının tamamının erimesi mümkün müydü? Dahası, duvarda kanatların çarptığına dair bir iz de yoktu...

Filmi de çekilen United 93 uçuşu gerçekten yolcuların kahramanlıkları sayesinde düşürüldü mü, yoksa bir görünmez el bu uçağı bilinmez bir yere indirip yolcuların yok edilmesini mi örgütledi?

Cep telefonlarıyla yapılan görüşmeler fabrikasyon mu? Özellikle bir uçuş görevlisinin kumanda merkeziyle yaptığı konuşmayı dinleyince kadının ses tonundan üç kişinin bıçaklandığını gören, kaçırılan bir uçağın görevlisi olduğunu düşünmek güçleşiyor. Zaten bir rapora göre o yükseklikte cep telefonlarının çalışması bile imkansız.

'Loose Change'in bu etkisine karşı İnternet'te karşıt görüşlüler de birleşti. screwloosechange.blogspot.com'da belgeseli yerden yere vuranları okumak mümkün. New York eyaletinin kuzeyinde, dondurma satarak, garsonluk yaparak para kazanan üç gencin CIA'in dezenformasyon kampanyasının bir parçası olduğunu söyleyenler de var...

Şerif Mardin 'Ayrıntıyı bilmeyen komplo kurar' diyor, ama 'Loose Change'in komploları da epey ayrıntılı. Şimdiden yeni bir Michael Moore belgeseli kadar ünlenen bu filme bakmak bir zorunluluk: loosechange911.com

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !